Hayatını spor yaparak kazanmak, milyonlar tarafından tanınmak, üstüne üstlük öyle lisans, master yapmadan genç yaşta büyük paralar kazanmak, krallar gibi yaşamak... Cristiano Ronaldo’ların, Michael Schumacher’lerin göz kamaştıran dünyası, milyonlarca genci mıknatıs gibi kendine çekiyor. Ama bir yıldıza karşılık yüzbinlerce genç, profesyonel sporcu olacağım diye eğitimini feda ediyor.

Para, şan, şöhret, alkışlar, flaşlar, Hollywood yıldızlarını aratmayan bir yaşam... Dışarıdan bakınca profesyonel sporculuk böyle görünüyor da, acaba gerçek nedir? Daha doğrusu profesyonel sporun bir avuç yıldızı böyle yaşıyor ama, büyük çoğunluk için durum nasıl?

Hem düzenli spor yapın, hem birçok insan tarafından tanının, üstüne üstlük iyi de para kazanın!.. İlk bakışta profesyonel olarak spor yapmak çok cazip geliyor; fakat bir de içeriden bakmak gerek.

Her meslek olduğu gibi sporculuğun da iyi ve kötü yanları var. İyi şartlarda, düzenli olarak spor yapmak, yeni yerler görmek, insanlarla tanışmak, düzgün ve sağlıklı bir vücuda sahip olmak mesleğin güzel yanları. Hele bir de göz önünde bir takımda iseniz veya milli takıma seçilmişseniz her başarı binlerce kişiyle birlikte kutlanır, gazeteler televizyonlar sizden bahseder. Tabii bunun tam tersi de olabilir. Başarısızlıklarda da bu işten anlayan anlamayan herkes tarafından eleştirilir, yuhalanır, bu da sporcuda psikolojik çöküntüye neden olabilir. Üstelik, belli bir yaştan sonra profesyonel olarak spor yapılamayacağı için sporcular geleceklerini de düşünmek zorunda. Ayrıca hiç beklenmeyen bir anda gelen sakatlık da kariyeri bitirebilir.
Okul spor dengesi
Spor hayatına küçük yaşlarda başlamak gerekiyor. Bazı kulüpler okul okul gezip geleceğin potansiyel yıldızlarını ararken bazıları da beden öğretmenlerinden yardım alarak yetiştirecekleri sporcuları seçiyor. Keşfedilmeyi beklemek istemeyenler de kulüplerin spor okullarına gidiyor. Burada kendini gösterenler de takıma seçilebiliyor.

Alt yapıda oynamaya başlayanları zorlu bir maraton bekliyor. Profesyonel bir sporcu olmak için yapılan çalışmalar fedakarlık da istiyor. Genelde haftanın her günü antrenman yapılıyor. Bu da okuldan sonra koşarak spor salonuna gitmek demek. Geç saatlere kadar çalışılınca eve dönüldüğünde istenen ilk şey bir güzel dinlenmek oluyor. Tabii bu koşturma içinde okulu da aksatmamak lazım. Birçok aile notlar düştüğünde çocuklarını spordan uzaklaştırıyor. Yani hem okulu hem de sporu dengeli bir şekilde yürütmek gerekiyor. Spor kulüpleri de sporcuları bu konuda sık sık uyarıyor. Eğitim döneminde deplasmanlar, kamplar da oluyor. Bu zamanlarda girilemeyen derslere çalışmak hatta kaçırılan sınavlara geç de olsa girmek gerekiyor. Bu da ekstra çalışmayı gerektiriyor.

Altyapıda yetişmeye başlayan sporcu küçük, yıldız ve gençten sonra A takımına çıkarak profesyonelleşiyor.
Çalışma şartları ağır
Türkiye Basketbol Federasyonu Ligler Direktörü Ahmet Araşan araştırmalara göre basketbolun ebeveynlerin çocuklarını en çok yönlendirmek istediği spor dalı olduğunu söylüyor. Basketbolcuların çalışma şartları ağırdır diyen Efes Pilsen Spor Kulübü’nün Teknik Menajeri ve eski basketbolcu Alper Yılmaz sezon içerisinde haftada tek maç oynayan takımların bir gün, Avrupa kupası ve Türkiye ligi oynayan oyuncuların ise imkanlar dahilinde olur ise bir gün tatili olabildiğini söylüyor: “Sezon sonunda aşağı yukarı 1-1,5 ay gibi boş bir vaktimiz olur ancak o dönemde transfer olma, takım bulabilme, gerekirse taşınma gibi işler ile geçer. Her kişi sigortalanmak zorunda. Ayrıca sahada olabilecek kazalar için kaza sigortası yaptırılmak zorunda. Bayram ve resmi tatil gibi bir kavram yoktur.” Sakatlık ve doğum gibi durumlarda sözleşmeli liglerde anlaşmaları devam ettiği sürece sporcuların ücretleri ödeniyor. Sakatlık döneminde sözleşmeli sporcular için mecbur tutulan ferdi kaza sigortası sayesinde tedavi masrafları karşılanıyor. Ancak amatör liglerde ferdi kaza sigortası mecbur değil. Sakatlık, oyuncunun aktif spor yaşamına son verecek düzeydeyse sporla ilgili farklı kademelerde çalışma imkanına sahipler. Doğum yapacak sporcular ise o dönemde anlaşma yapmıyor. Oyuncuların alacakları ücret, peşinat ve taksit şeklinde ödeniyor. İmza ile toplam paranın bir kısmı verilip geri kalan aylık maaş olarak veriliyor. Ama yapılan anlaşmalara göre bu durum çeşitlilik gösterebiliyor. Ayrıca başarıya prim uygulaması da var.
Erken yaşta başlayın
Kariyerini basketbolcu olarak seçmek isteyenler 8-9 yaşında basketbol okullarında başlamalılar diyen Yılmaz sonra kulüp takımlarının altyapılarında yer alıp, A takımlara yükselebileceklerini söylüyor: “A takım seviyesine kadar okul ile beraber hatta yapabiliyorlarsa, diğer başka uğraşlarla beraber yürütebilmeli ve sonra geldikleri duruma göre aileleri ile beraber bir karar vermeliler. Zorlukları çoktur. İdmanlar, maçlar okulla çakışır. Yorgunluktan ders çalışamazsın.” Altyapıdan gelen oyuncu sayısının çok az olduğunu belirten Yılmaz uzun boyun bir avantaj sağladığını vurguluyor. “Yetenek şart. Gerisi çalışma, kendini geliştirme, biraz şans ve gelen şansı iyi kullanma ile gelir.”

Sporcular yaş ilerledikten sonra basketbolla alakalı olarak bir spor kulübünde çeşitli pozisyonlarda görev alabilir, antrenörlük, menajerlik, yöneticilik yapabilir. Spor okulları kurma, lig komiserliği, oyuncu menajerliği ve ulusal-uluslararası spor organizasyonlarında farklı kademelerde de çalışabilirler. Bunun dışındaki sektörlerde de çalışan çok sayıda basketbolcu bulunuyor. Yılmaz, basketboldan sonra restoran açan, mağaza işleten, bar sahibi olan sporcular olduğunu da söylüyor: “Güvenlik görevlisi ve sigortacı olan arkadaşlarımız da var. Sınıflandırmak çok kolay değil.”

En çok kazanan Tiger Woods
Forbes Dergisi, 2010’da dünyanın en çok kazanan sporcular listesini açıkladı. ABD’li golfçü Tiger Woods, 105 milyon dolarlık geliriyle birinci sırada yer alırken Woods’u 65 milyon dolarla ABD’li boksör Floyd Mayweather ve 48 milyon dolarla Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi’nde (NBA) Los Angeles Lakers takımında oynayan basketbolcu Kobe Bryant takip etti. İngiliz futbolcu David Beckham ise 43 milyon 700 bin dolarla listeye 5’inci sıradan girdi. Listede yer alan tek kadın sporcu ise Rus tenisçi Maria Sharapova, 24.5 milyon dolar gelirle 35’inci sırada yer aldı.
Sayılarla basketbol - futbol – voleybol

Basketbol
Türkiye Basketbol Federasyonu verilerine göre Türkiye’de 6.460’ı İstanbul’da 35.716’sı Anadolu’da olmak üzere toplam 42.212 basketbolcu bulunuyor. Bu sporcuların 35.051’i erkek 7.161’i kadın. 850 kadar sporcu (800’e yakını Türk) sözleşmeli olarak basketbol oynarken kalan sporcular tamamıyla amatör olarak çalışıyor. Anadolu şehirleri arasında 4.052 basketbolcusu bulunan Ankara sporcu sayısı bakımından ilk sırada yer alırken başkenti, İzmir 3.440, Antalya 1.386, Bursa 1.364 ve Adana 1.324 sporcusuyla takip ediyor.
Ücretler değişken fakat 2.000-3.000 TL’den 900.000 dolara kadar kazanan Türk basketbolcular var.
Yılda yaklaşık 70 resmi maç yapıyorlar.
Sezon içerisinde imkan varsa haftada 1 gün, sezon bittikten sonra 1-1,5 ay izin yapıyorlar.
Futbol
Türkiye Futbol Federasyonu verilerine göre amatör kulüp sayısı 4.627, profesyonel kulüp sayısı 126, amatör futbolcu sayısı 240.310, profesyonel futbolcu 4 bin 700 civarında.
Süper ligde oynayan Türk futbolcular yıllık 600 milyardan aşağı almazken sporcu altyapıdan gelmişse, yeni profesyonel olacaksa maaş 250-300 milyara düşüyor. Bu ücretler takıma, kulübe göre de değişiyor.
Futbolcunun bir yılda çıktığı maç sayısı oynadığı takıma göre değişiyor fakat iyi bir oyuncu yılda ortalama 25-30 maç oynuyor.
Sezon içerisinde haftada 1 gün, sezon bittikten sonra 20 gün-1 ay izin yapıyorlar.
Voleybol
Türkiye Voleybol Federasyonu verilerine göre Türkiye’de lisanslı 52 bin voleybolcu var.
Anadolu-İstanbul dağılımı yüzde 50 oranında denilebilir.
Voleybolcuların kazançları, diğer spor dallarında olduğu gibi değişken. Üst liglerde yılda 70-80 milyara oynayanlar olduğu gibi 500 bin Avro’ya oynayanları da görmek mümkün. Alnan ücretler takımın liglerdeki yerine, gelirine de bağlı.
Maç sayıları da içinde bulundukları lig ve kategoriye göre 22 ile 50 arasında değişiyor.

Avantajlar
Birçok kişi tarafından tanınır olmak.
Düzenli, disiplinli bir hayata sahip olmak.
Yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak.
Sağlıklı bir vücuta sahip olmak.
Kötü alışkanlıklardan uzak tutar.
Sorumluluk sahibi olma özelliği kazandırır.
Dezavantajlar
Evden, ailenden uzak kalmak.
Her sene sonunda öbür sene iş garantisi olmadan yaşamak.
Sakatlık sonunda meslek hayatı bitebilir.
Uzun süreler üst düzey oynamak ilerisi için çeşitli sağlık problemlerine yol açabilir.
Meslek hayatı kısadır ve yorucudur.
Sendikal hakların olmaması.

Yaş 35 yola devam

Bir süre sonra aktif spor hayatı bitse de devam etmek isteyenlere ‘ikinci bahar‘ şansı da sunuluyor. Galatasaraylı Sporcular Derneği, bir anlamda veteran derneği olarak görülüyor. 1986 yılında kurulan derneğin 791 üyesi var ve bu üyelerin birçoğu atletizm, voleybol, basketbol, futbol, yüzme ve kürek takımlarında spor yapmaya devam ediyor. Tekrar sahalara dönmek için Galatasaray’da oynamış ve 35 yaşına gelmiş olmak gerekiyor. Galatasaraylı Sporcular Derneği Başkanı, eski futbolcu Cengiz Özyalçın: “Seneler sonra takım arkadaşlarınızı evlenmiş, çocuğu olmuş, saçları ağarmış, biraz kilo almış olarak görebiliyorsunuz” diyor. 71 yaşında olan Özyalçın, 2,5 sene öncesine kadar futbol oynayabildiğini belirtiyor. Diğer branşlarda 35-60 yaş arasında sporcular bulunuyor. Genelde haftada 1 gün antrenman yapan takımlar, ihtiyaca göre bu sayıyı artırabiliyor. Dernek olarak Rusya, Ukrayna, Romanya, Bulgaristan, Türkiye, Kosova ve Makedonya arasında Karadeniz Ülkeleri Veteran Oyunları adında mini bir olimpiyat düzenlediklerini belirten Özyalçın, bu etkinlikte veteranların atletizm, futbol, basketbol, voleybol, yüzme branşlarında yarıştıklarını söylüyor.

Federasyonda futbolcu yok
Bu devirde ya topçu ya da popçu olacaksın derler. Futbolcu olmak isteyenleri de zorlu aşamalar bekliyor. Çok yüksek ücretlere transfer olan futbolculardan olmak kolay değil. Diğer spor branşlarında olduğu gibi burada da genç yaşta başlayıp istikrarlı bir şekilde ilerlemek gerekiyor. Göz önünde olan ve yüksek miktarlarda para kazandıran bir spor dalı olduğu için diğer sporlara göre daha fazla kişi bu alanda kariyer yapmak istiyor. Tabii durum böyle olunca çok az kişi sivrilerek bir yıldız olabiliyor.

Futbolcuların ücretleri değişken oluyor. Tanju Çolak bu ücretlendirmenin o anki havaya göre yapıldığını, amatörce ve serbest bir piyasa olduğunu söylüyor. Yaş ilerledikten sonra bazı futbolcular ticaret alanına giriyor, birçoğu da antrenörlük yapıyor. Üst düzey oyuncular da gazetelerin spor sayfalarında yorumcu olarak yer alıyorlar. Kulüplerde yönetici olan futbolcu sayısının çok az olduğunu belirten Çolak, Türkiye’de yöneticiler futbolcuları kolay kolay aralarına almazlar diyor: “Genelde mütahitler, iş adamları yönetici olur. Avrupa’da durum tam tersidir, Hepsi yetenekli futbolcuları kulüp başkanı yaparlar. Futbol federasyonunda bir tane futbolcu yoktur. Ağırlıklı olarak da basketbolcu. Voleybolcu da oluyor.”
Futbol seçilmez, seçer
Futbolu kişinin seçme hakkı yok diyen Çolak: “Beğenilmesi, o şartların oluşması gerekiyor, fiziksel özellikleri olması gerekiyor. Teknik direktörler buna karar verecek. Futbolu çok sevmesi yeterli değil.”

Türkiye’de üst düzey oyuncu olmanın avantaj olduğunu belirten Çolak diğerlerinin madur olduğunu söylüyor: “Maaşları, primleri ödenmiyor, çok zor koşullarda çalışıyorlar, antrenman sahaları kötüdür, vaatler yerine getirilmez...”
Altyapıdan gelenlerin çok nadir yukarı çıktıklarını belirten Çolak takımların bir an önce şampiyon olmak istediklerini bu nedenle altyapıdan gelen hiçbir oyuncuya teknik adamların şans vermediğini söylüyor. Altyapıdan gelenler yukarı çıktıkça kendi takımlarında değil başka lig takımlarında oynayabiliyorlar. Bu takımlarda piştikten sonra tekrar kulüplerine dönenler oluyor.
Zarif spor voleybol
Voleybolun çok zarif bir spor olduğunu belirten Türkiye Voleybol Federasyonu Basın Danışmanı Hasan Kulaç: “Kendinize iyi bakarsanız uzun yıllar yapılacak bir spordur. İvmesi sürekli yukarı doğrudur. Yaşı ilerleyen voleybolcular plaj voleyboluna geçebiliyor, antrenörlük yapabiliyor. Bir çoğu beden eğitim yüksekokullarından mezun olduğu için özel ve devlet okullarında beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapabiliyor. Diğer spor dallarında olduğu gibi voleybolcuların da sezon içinde kampları, deplasmanları ve maçları oluyor. Milli takım sporcuları için hayat daha zor. Çünkü onların mesaisi yaz aylarında da devam ediyor. Doğum durumunda voleybolcunun maaş almaya devam etmesi yapılan kontrata bağlı. Ama sakatlanmada kulüpler sporcularının maaşlarını ödemeye devam ediyorlar.
Hevesle gerçeği ayırın
Kariyeri için voleybolu seçeceklerin öncelikle hevesle gerçeği birbirinden ayırmaları gerektiğini belirten Kulaç: “Genç, voleybolcu olmak isteyebilir. Ama onun bu spora uygunluğu mutlaka denetlenmeli. Bunun için Türkiye’de performans ve yetenek testleri yapılıyor. Kol boyları, kemik yapıları, gelişme durumları inceleniyor. Bunlardan geçenler voleybola başlamalı. Sonra da okulla voleybolu nasıl bir arada yürüteceğinin planlaması yapılmalı.”

Voleybolun, son yıllarda sponsorların ilgisini çektiğini belirten Kulaç: “Geçen yıl 800 saat canlı televizyon yayını vardı; tekrarlarla birlikte bu sayı 1000 saate yükseliyor. Bu yayın süresi sponsorların ilgisini voleybola yöneltti. Haliyle gelirler de yükseldi, buradan sporculara düşen pay da.” Türkiye’de voleybolcuların tamamına yakınının üniversite mezunu olduğunu belirten Kulaç her yıl 6 bin voleybolcu arasından seçilen 192 kız ve 192 erkeğin İl Karmaları Şenliği adı altında Ankara’da bir araya getirildiğini söylüyor. Testler ve ölçümlerden sonra il karmaları maçlar yapılıyor. Belirlenen gençler, voleybol gelişim kampına alınıyor. Bu gençler daha sonra Yıldız Milli Takım portföyüne alınıyor. Ayrıca Voleybol Lisesi de açılmış. Anadolu Lisesi olarak eğitim verecek olan bu okulun ikinci ligde yarışan birer kız ve erkek takımı da bulunuyor. Kulaç bu takımın, ileride takviyelerle A Milli Takım olarak hizmet vereceğini söylüyor. Vakıfbank Güneş Sigorta Türk Telekom Voleybol Takımı Yardımcı Antrenörü Muhammet Görken alt yapıdan gelenlerin A takıma çıkma olasılığı yeteneklerine bağlı, diyor: “Altyapı için seçilen çocukların fizik koordinasyon genetik daha birçok özelliklerine bağlı. Tecrübeli oyuncuların çoğu yaşlandıkları halde iyi takımlarda oynuyorlar çünkü iyi bir voleybolcu çok zor yetişiyor. A takıma alt yapıdan çıkan oyuncular da hemen ilk 6‘da kendilerine yer bulamıyorlar.”
26 Temmuz 2010 yenibiris.com


Designed & Developed by EvrimNet