Akademik kariyer yapmanın yolu uzun ve yorucu. Ama son dönemde kriz nedeniyle iş bulamayanlar lisans eğitimleri sırasında dersleri iyiyse, akademik alanda kariyer yapmayı tercih ediyorlar. İstekli sayısı fazla olunca da adaylar farklılıklarını ortaya koymak için uğraşıyor, başarılı olma, rakiplerini geçme yollarını arıyorlar. Akademik kariyeri seçmek ne kadar doğru, çalışma saatleri nasıl, ücretler ne kadar tatmin edici, öğrenci okulda kalmak için hangi yolları izlemeli... işte aklınıza gelebilecek soruların cevapları.




Eskiden iş kapılarının açılması için lise mezunu olmak yeterliydi. Artık en az lisans eğitimi olmadan hiçbir kapı açılmıyor. Hatta yakın gelecekte yüksek lisans minimum kariyer şartı haline gelecek. İşte bu nedenle kimi üniversite mezunları, çareyi akademik kariyer yapmakta buluyor. Üniversitede kalıp, merdivenleri adım adım tırmanmanın şimdilik fazla getirisi yok gibi görünse de, özel sektörden daha güvenli olduğu düşünülüyor.

Akademik kariyer yolculuğunun ilk adımı daha üniversite yıllarında atılıyor. Kuşkusuz not ortalaması yüksek, en az bir yabancı dili iyi bilenler en şanslı adaylar.


Şartlar yerine getirilmeli
Akademik kariyer amaçlı yüksek lisansa başlamak için mezun olmanın yanı sıra bir takım şartlar gerekiyor. Öncelikle Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı’na (ALES) girip başvurduğunuz lisansüstü programın puan türünde en az 55 puan almanız şart. Lisan diplomasıyla doktora veya sanatta yeterlilik programlarına başvuracaksanız en az 70 alın. Çünkü, yükseköğrenim kurumları seçme işleminde sadece bu puanlardan yararlanabiliyor.

ALES’in yanı sıra yüksek lisansa başlamak için yabancı dil sınavına da girmek zorunlu. Bunların dışında öğrenciyi başka sınavlar da bekliyor. Üniversitelerarası Dil Sınavı (ÜDS), Kamu Personeli Yabancı Dil Sınavı (KPDS) gibi sınavlar üniversitede kadro için gerekli. KPDS’de 100 soruyu 180 dakika, ÜDS’de ise 80 soruyu 180 dakikada cevaplamanız bekleniyor. ÜDS’de fen bilimleri, sosyal bilimler, sağlık bilimleri olmak üzere üç alan sorularını yanıtlamanızı söylemeye gerek yok.

Gireceğiniz bölümün hocalarından oluşan jüri tarafından sözlü sınavı (mülakat) aşmanız ise üniversitede çalışmanın bir diğer ön koşulu. Bu sınavda hangi alandan sınava giriliyorsa o alandan sorular soruluyor. Mezuniyet notu da hesaplamaya katılıyor.

Bütün bu zorlu yolculuk sonrası işiniz daha bitmiyor. Asıl zorlu kısım şimdi başlıyor. Lisans eğitiminizden sonra öğrencilik tam bitti derken, öğrenciliğe geri dönüyorsunuz. (Unutmayın, ALES’in, Yabancı Dil Sınavı’nın, Mülakat Sınavı’nın, mezuniyet notunun ne oranda hesaplamaya katılacağı ise okuldan okula değişiklik gösteriyor.)


Mezun olduğunuz bölümde yüksek lisans daha kolay
Yüksek lisansa başvurmanız için önce üniversiteden mezun olup, sonra şartları yerine getirmeniz gerekiyor. Ama istediğiniz her bölümde yüksek lisans programı olmayabilir. Bazı üniversiteler, öğrenci hangi bölümden mezun ise sadece o bölümde yüksek lisans yapmasına izin veriyor. Her üniversite için durum böyle değil. Ancak uzmanlara göre mezun olunan bölümden öğrencinin yüksek lisans yapması daha avantajlı. Çünkü kendi bölümünden farklı yüksek lisans yapan öğrencinin hem sınavda başarılı olması zorlaşıyor hem de bilimsel hazırlık dersleri alması gerekiyor.

Yüksek lisans normal şartlar altında 2 yılda yapılıyor. Bu sürenin bir yılı ders ve bir yılı da tez. Öğrenci bu süreyi en fazla 2 yıl uzatma hakkına sahip. Tez süresince öğrenci danışmanıyla beraber bir konu belirliyor ve bu konu hakkında araştırmasını yapıyor.


Tezsiz yüksek lisans da mevcut
Son yıllarda yüksek lisans programları hem tezli hem tezsiz açılabiliyor. Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) programı tanımlarken o bölüme gelecek kişilere göre bölümü tezli ya da tezsiz diye ayırabiliyor. Doktora yapmayacak ama kendi kariyerini devam ettirecek, kendini geliştirecek kişilerin tercih ettiği bölümler tezsiz yapılabiliyor. Fakat akademik alanda kariyerini devam ettirmeyi düşünenler için yüksek lisansın tezli yapılması gerekiyor.


Unvanlar için doktora yapmak şart
Doktora ise, yüksek lisans öğreniminden sonra başlıyor. Normal şartlar altında öğrenim süresi 2 yıl ders ve 2 yıl tez olmak üzere 4 yıl. Ancak, bu süre en fazla 2 yıl uzatılabiliyor. Üniversitede kariyer yapmak isteyenler için doktora şart. Öğrenciye önce yüksek lisans sonra doktora sonra yardımcı doçentlik veriliyor. Doktorası olmayanlar ‘öğretim görevlisi’ olarak çalışabilir, eğitim verebilir. Ama ‘öğretim üyesi’ olamıyor. Öğretim üyesi sıfatı sadece doktora ile kazanılıyor. Doktora akademik kariyerin en önemli aşaması.


Profesörlük için her üniversitenin ayrı puanı var
Asistanlık akademik kariyerin ilk halkası. 35 yaşından gün almamış olması gereken asistanlar yüksek lisans ya da doktora yapmak için ve “bursiyer” ya da “araştırma görevlisi” olarak alınıyor. Araştırma görevlisi asistanlar kadrolu oluyor. Bursiyer asistanlar ise, yüksek lisans ya da doktora yaparken okul işlerine yardımcı oluyorlar ama kadro garantileri olmuyor.

Yardımcı doçentlik doktoradan sonraki ilk aşama. Bundan sonra öğretim görevlisi, yaptığı araştırma ve yayınları yeterli görürse, YÖK’e başvuruyor. YÖK eserleri inceler, beğenirse mülakata çağırır.

Bu aşamayı da geçen doçent oluyor. Lisan eğitiminden sonra doğrudan doktoraya başlayanların yüksek lisans derslerini de alması şart. Birleştirilmiş doktora (yüksek lisanslar beraber yapılan doktora) için istenen notlar daha yüksek. doktor (Dr.), yardımcı doçent doktor (Yard.Doç.Dr), doçent doktor (Doç.Dr), profesör doktor (Prof.Dr) gibi unvanları almak için ise doktora mezunu olmak gerekiyor.

Doçentlikten sonraki aşama ise profesörlük. Ancak doçent olduktan sonra profesörlüğe başvurmak için 5 yıl bekleme süresi var. Bu arada yayınlarını sürdüren öğretim üyesi, 5 yılı doldurduktan sonra kadro açığı olduğunda profesörlük için başvurabilir. Profesörlük kadrodur. Her üniversitenin ayrı puanı vardır. O puanı topladığı takdirde önce dekanlığa sonra rektörlüğe başvurur. Senato oluşturulur. Senatonun tamam demesi halinde profesörlük unvanı verilir. Sonra bu karar YÖK’e bildirilir.

AB ülkelerinde 6 kat fazla kazanılıyor
Prof. Dr. Tahsin Yeşildere (Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı): Yılda oratalama 4.000 doktora mezunu, 28.681 yüksek lisans mezunu oluyor. Doktoraya başvuran ve mezun olan sayısı oldukça az. Devlet üniversitelerinde doktora yapanlara 1.630 TL maaş veriliyor. Yeni işe başlayan araştırma görevlileri ise 1.570 TL alıyor. Böylece doktora yapanlarla yapmayanlar arasındaki fark ortadan kalkmış oluyor. Ayrıca kadrosu üniversitede olmayanlar yani enstitüde kadrosu olanların doktora sonrası üniversite ile ilişkileri kesiliyor. Bu da sosyal güvencesiz bir ortam olduğunu gösteriyor. Üniversitede yeni bir yardımcı doçent 2.000 TL, doçent 2.400 TL, profesör 3.200 TL ücret alıyor. Bu rakamlar vakıf üniversitelerinde genelde daha yüksek. AB ülkelerinde ise aynı konumdaki öğretim elemanları 5-6 katı ücretle çalışıyor.

Akademisyenler teşvik edilmedikleri için araştırma yapmıyor
Prof. Dr. İzzet Bozkurt (Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Gazetecilik Bölüm Başkanı): Türkiye’de akademisyen olmanın ekonomik anlamda bir getirisi yok. Sahip olunan statü, kişinin harcadığı performans ve gelir arasında orantısızlık var. Dışardaki üniversitelerle karşılaştırıldığında Türkiye’de ücretler yurtdışının 4’te biri durumunda. Yurtdışında yürüttüğü projelerden akademisyenler para kazanıyor. Ama burda böyle bir durum yok. Bu nedenle akademisyenler teşvik edilmiyor. Teşvik edilmeyen akademisyenler de araştırma yapmıyor. Çalışmama kültürü ortaya çıkıyor. Çalışanlarla çalışmayanlar arasında fark gözükmüyor. Aslında bu meslek çok çalışmayı gerektiriyor. Bu yolda bir gelecek düşünenler sogulayıcı, çok okuyan, araştıran, gözlem yapan kişiler olmalı. Dünyaya olduğunuz yerden daha farklı bakmak istiyorsanız bu meslek biçilmiş kaftan.

Ben okulda kariyeri öneriyorum. Türkiye’de çok ciddi vakıf üniversiteleri var. Yabancı üniversiteler bile burada kampus açmak istiyor. Gelecekte okul tarafının mesleki açıdan daha da ilgi göreceğine inanıyorum.

Özgüvenli ve rahat olun
Sibel Kamışlı (Sabancı Üniversitesi Yazma Becerileri Merkezi Koordinatörü): Akademik kariyerde ilk şart akademik olarak başarılı olmak. Akademisyenler öğrenci seçerken sorgulayan bir beyin ve konuyu hem yazılı hem sözlü olarak sunan kişiler arıyorlar. Öğrenciler mülakatta jürinin önünde özgüvenli olmalı. Kendini iyi tanıtmalı. “Uzun vadeli hedeflerin nedir, kendini ilk beş sene içinde nerede görmek istiyorsun?” gibi olmazsa olmaz soruları net ve tutarlı cevaplar vermeli. Üniversitemiz bir birimi olan Bireysel Akademik Gelişim Merkezi (BAGEM), öğrenciyi üniversiteye girer girmez Akademik (Academic Advising System) ve Akran Danışmanlık Sistemi’nin (Peer Tutoring System) bir parçası yapıyor. Öğretim üyeleri ve öğrenciler üniversiteye ilk başlayanlara akademik destek veriyor. Çalışma burslu öğrencilerin bir kısmına akademik başarılarından dolayı hocalar derslerde ya da laboratuvarda asistanlık yaptırıyor. Bu da akademik hayata ön hazırlık oluyor.

Çalışma saatleri esnek ama maaşlar düşük
Prof. Dr. Mehmet Kaytaz (Işık Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı):
Üniversitede kalıp kariyer yapmak bir hayat biçimi. Bu kimi kimselere uygun geliyor, kimilerine gelmiyor. Çünkü okulda kariyer yapmanın avantajları da dezavantajları da var. Normal iş yerlerine göre üniversiteler daha bağımsız. Çalışma saatleri bakımından daha esnekler. Ama maddi açıdan ele alındığında ücretler normal işlerin ücretleri kadar tatmin edici değil. Bütün dünyada durum böyle. Fakat Türkiye’de akademisyenlerin maaşları daha da düşük. Bu nedenle öğrenciler bu alanı seçmiyor. Teşvik edici unsurlarla öğretim üyelerinin maaşları çalışmaya göre arttırılabilir. Eğitim önemli. Bu sebeple öğretim üyeliği çekici hale gelmeli. Bulunduğun memleket dışında başka bir memlekette akademik hayata başlamak zor. Her üniversitenin lojmanı yok. Kimse sıkıntı çekmek istemez. Devletin daha fazla kaynak ayırması gerekiyor.
Bu alanı düşünenler unutmasın ki okulda kalmak hep gençlerle olmayı gerektiriyor. Bu da insana enerji katıyor, insanın her zaman gelişmesini sağlıyor. Ben hiçbir zaman pişman olmadım tercihimden. İki tarafı da denedim. Akademide kalmak bana daha cazip geldi.

Kariyer yapmak isteyenler başarılı olursa burs alabilir
Prof. Dr. İrşadi Aksun (Koç Üniversitesi Araştırma ve Geliştirmeden Sorumlu Rektör Yardımcısı): Koç Üniversitesi bir araştırma üniversitesi. Burada akademik kariyer yapmak isteyen bir öğrenci öncelikle hevesli, istekli ve sağlam temelli bilgilere sahip olmalı. Biz öğrencilerimizi güçlü temellere sahip şekilde mezun ediyoruz. Bu nedenle başka üniversitelerden gelen öğrencilerde ise en önemsediğimiz nokta sahip oldukları donanım oluyor. Bunun dışında motivasyonunun iyi olmasına da bakıyoruz. Okulda kariyeri hedefleyen öğrenciler başarılı olmaları halinde
burada burs alıp masterlarını
yapıp doktoraya kabul edilebilirler.

Rakamlarla akademik kariyeri tercih edenler
Profesör: 13.480 (3.743 kadın, 9.737 erkek)
Doçent: 7.156 (2.319 kadın, 4.837 erkek)
Yard. Doç. : 18.275 (6.436 kadın, 11.839 erkek)
Öğretim görevlisi: 14.250 (5.948 kadın, 8.302 erkek)
Araştırma görevlisi: 34.764 (16.515 kadın, 18.249 erkek)
Doktora yapan: 35.669
Yüksek lisans yapan: 109.281

Nitelikli akademik insan yetiştirmenin önündeki engeller
-Üniversitelerde düşük maaş olması
-Araştırma olanaklarının yetersizliği
-Nitelikli öğretim üyesi sayısının azlığı
-Bürokratik engeller
-Araştırma desteklerinin yetersizliği
-Hakim siyasi görüşün araştırıcılara da yansıması,adam kayırma, baskılar
-Geleceğinin güvence altında olmaması, kadro yetersizliği
-Bilimsel özgürlüğün istenilen düzeyde olmaması
-Araştırıcıyı maddi açıdan destek almasını sağlayacak araştırma burslarının yetersizliği

19 Temmuz 2010 yenibiris.com


Designed & Developed by EvrimNet